Web Analytics Made Easy -
StatCounter

BİR EFSANENİN DİRİLİŞİ VE EVRİMİ: DÜNDEN BUGÜNE iPHONE

2007'den bu yana bir efsanenin doğuşu, şahlanışı... Iphone incelememiz karşınızda

BİR EFSANENİN DİRİLİŞİ VE EVRİMİ: DÜNDEN BUGÜNE iPHONE

BİR EFSANENİN DİRİLİŞİ VE EVRİMİ: DÜNDEN BUGÜNE iPHONE

Tarih 9 Ocak 2007. Günümüzün bilhassa kişisel gelişim ve girişimcilik seminerlerinde kilometre taşı olarak gösterilen Steve Jobs sahnede. Ve bir efsanenin doğuşunu resmi olarak duyuruyor. Bir döneme devrim niteliğinde giriş yapan ve katlanarak bu etkiyi sürdüren, dünyadaki tüm teknoloji devlerinin üzerine çıkmayı başaran Apple, günümüze kadar bu devrimin getirmiş olduğu devinimle hala ilk günkü kadar merak uyandırıyor.

İlk İphone’nun çıkışının asla unutamayız. Gerçekten de çok ses getirmişti bu olay. Nerden bilebilirdik ki bunun bir olaydan çıkıp resmen bir olgu olacağını. Kimse inkar edemez: artık İphone denildiği zaman insanlar yeniden düşünmeye, bir heyecanla bakmaya başlıyorlar önlerine. O halde gelin birlikte bakalım bir efsanenin dirilişine sahne olan ilk modelden, günümüze kadar değişim içerisinde şekil almış olan İphone’ye…

İphone 2G

Steve Jobs’un o karizmatik sunumu ile birlikte tanıtılan ilk İphone modeli olan İphone 2G, 29 Haziran 2007 tarihi itibari ile birlikte kendisini sektörde kesin bir şekilde bulmuştu. Oldukça ses getiren İphone 2G, her ne kadar dönemindeki rakiplerinden donanımsal yönü ile birazcık geride de olsa, kullanıcılara bir yenilik ve rakipleri tarafından sunulmamış olan yeni bir dünyayı vaat ediyor, sunuyordu.

Nitekim Nokia da o dönemin en güçlü isimlerinden bir tanesiydi. İphone 2G’nin işi o zaman oldukça zordu. Fakat Steve Jobs’un liderlik etmiş olduğu firma, Symbian tabanlı olan ve hiçbir şekilde yenilik getirmeyen, oldukça yavaş bir şekilde kullanıcılara hizmet veren rakip sistemin zaafından yararlanarak, ön plana çıkmayı, ilgi odağı olmayı çok başarılı bir şekilde yakaladı.

İphone 2G Neler İçeriyordu?

Çıkışıyla birlikte en dikkat çekici özelliği olan kapasitif dokunmatik ekran ve 3.5 inç boyutundaki, tamamen ekranla kaplı olan iddialı tasarım kullanıcılar için her şeyden önce göz doyurucuydu. Tek bir fiziksel tuş ile ekran tasarımını yapmış olan İphone, her ne kadar kendisine ait olan bir marketi olmasa da, 3G dahi desteklemese de, şıklık konusunda ve yenilik konusunda kullanıcıların gönlünü kazanmıştı. Tabii ki işin pazarlama başarısını da göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Wi-Fi özelliği ile birlikte WEB deneyimi sunması ve bunun yanında oldukça havalı bir şekilde kaydırma özelliği ile kilit ekranını açması ve tabii ki ardından gelen o havalı ‘’kilit açıldı’’ sesinin olması kullanıcıların gönlünü kazanan bugüne göre çok basit olan ama zamanında devrim niteliği kazanmış özellikler olmuşlardı.

Döneminde tasarımının ne kadar ince olduğu gündemdeydi. Hele ki Nokia ile kıyaslandığı vakit gerçekten de aradaki fark ve şık, nazik bir tasarım göz dolduruyordu. 11.6 mm kalınlık sunan ve 135 gram ele ağırlık veren ürün elbette ki bugünün şartlarında kaba ve ağır bir İphone modeli olarak adlandırılabilir normal olarak.

Ses getirmesinin en büyük nedeni olan ekran konusuna baktığımız zamanda da 320 x 480 piksel çözünürlük kapasitesi sunan TFT LCD kapasitif ekranı ile dikkat çeken İphone 2G, gerçekten de fark yaratan bir ürün olmayı ekranı ile başarmıştı. O günün şartlarına göre yüksek güç isteyen ve enerji tüketen bu ekran, gücünü de 412 MHz hızındaki ARM 11 işlemcisinden alıyordu.

128 MB eDRAM, 4/8 ve 16 GB dahili hafıza şeklinde iki farklı seçenek barındıran İphone 2G, 2 Megapiksel kalitesindeki kamerası ile birlikte dikkat çekiyordu.

İphone 3G

9 Haziran 2008 tarihi itibari ile birlikte ilk ürünündeki devrim niteliği ile dikkat çeken ürünün yeni versiyonu ortaya çıktı: İphone 3G…

İlk ürününe nazaran en büyük farklılıklarını ve yeniliklerini tabii ki İOS güncellemesi ile birlikte veren, bunun yanında 3G destekleyen İphone 3G, tasarım ve teknik detaylar konusunda çok da fazla bir artı özellik içermiyordu. Bunun yanında siyah tasarımla akıllara kazınmış olan cihaz, bu ürününde de aynı şekildeki renk ve tasarım ayrıntılarını kullanıcılarına vaat etmeyi sürdürüyordu.

İphone 3G Neler İçeriyordu?

Öncelikle tasarım konusunda bir adet opsiyonel seçenek sunma fikri burada başladı Apple’ın. Hafıza seçenekleri konusunda 8 GB ve 16 GB seçeneklerinden bir tanesini alabiliyordunuz. Opsiyonel olarak da 16 GB sürümünde yer alan beyaz İphone modeli de piyasaya sürülmüştü.

İsminde de saklı olan 3G destekleme konusunda yenilik getiren cihaz yine kamera kalitesi konusunda 2 Megapiksel tercihinden yana olmuştu. 128 MB RAM gibi düşük bir donanım gücünü sunmuş olan cihaz, aynı zamanda da kalınlık konusunda da 12.3 mm’ye kadar çıkmıştı.

Bu arada söylemek zorundayız ki Apple’ın en hızlı şekilde tüketmiş olduğu ürünü bu oldu. Çünkü İOS güncellemesi alan İphone 3G, uygulama marketinde de yerini almıştı. Fakat donanımsal açıdan yaşamış olduğu yetersizlik, bu entegrasyon ve optimizasyon eylemini de aynı şekilde yetersiz kılmıştı. Daha güçlü ve tabii ki güncel olan bir modele ihtiyaç vardı.

İphone 3GS

Tam bir sene sonra, 8 Haziran 2009 tarihinde, İphone 3G’nin bir üstü modeli olan İphone 3GS piyasaya start verdi. Özellikle üçüncü nesildeki donanımsal açıdan olan yetersizlikleri gidermeyi amaçlamış olan Apple, fiziksel açıdan hiçbir yenilik yapmadan sadece performans odaklı çalışarak, cihazın 2 gr ağırlık artışına sebep olmuş ve orantılı bir şekilde de performans artışını sağlamıştı.

İphone 3G ile arasında gerçekten de büyük donanımsal farklar buluna İphone 3GS bugün çok az sayıda olsa da kullanıcılarına hizmet vermeye devam ediyor. İlk çıktığı vakit İOS 3 ile birlikte kendisine yer bulan cihaz şu anda 6.1.6 sürümünde hizmetlerini vermeye devam ediyor.

İphone 3GS Neler İçeriyordu?

Bir kere artık gerçekten de eskimiş olan ARM 11 işlemci mimarisine veda etmenin zamanı gelmişti. Artık daha güçlü ve tatmin edecek olan işlemci mimarisine ihtiyaç vardı. O da tabii ki ARM Cortex A8 olmuştu. 600 MHz’e kadar hızını arttırabilen işlemcinin grafik birimi de PowerVR SGX535 şeklinde belirlenmişti.

Depolama seçeneği konusunda farklı bir etki bırakmayı başaran cihaz 32 GB değerindeki depolama alanı ile o zaman için geniş bir alan sunuyordu kullanıcılarına. Bununla birlikte tabii ki bir de 128 MB olan eski RAM kapasitesi, 256 MB şeklinde revize edilmişti. Bu da cihazın donanımsal açıdan daha güçlü olmasını zorunlu kılıyordu.

Daha iyi çekim yapılabilsin diyerekten, 2 Megapiksel olan kamera çekim kalitesi de 3.2 Megapiksel olarak değiştirilmişti. Bunun yanında cihazda 480 piksel 30 FPS şeklinde belirlenmiş olan video kayıt seçeneği de vardı. Nitekim bu İphone adına bir ilk olmuştu.

İphone 4

Hala kullanılmaya muktedir olan bir model olan ve belki de en büyük değişimin yaşanmış olduğu İphone modellerinin dördüncü nesili olan İphone 4, 7 Haziran 2010 yılında pazarda kendisine yer buldu.

3GS modeli ile birbirine bir hayli benzerlik barındıran İphone 4, her ne kadar ekran boyutunda yenilikler sunmasa da, ekran çözünürlüğü açısından gerçekten de oldukça başarılı bir işe imza attı ve 640 x 960 piksel olarak çıtasını yeniden güncelledi. Ekran konusundaki tek yenilik de bu değil. Bunun yanında Retina ekran olarak kabul edilen o kavram da literatürümüze bu model sayesinde giriş yaptı.

Tasarım konusunda da farklılıkları yaşatan ancak o imzasını ve ismini taşıyarak günümüze kadar en şık İphone modellerinden bir tanesi olmayı başaran dördüncü nesil, metal ve cam kaplamanın bir arada olması ile gerçekten de ihtişamlı bir görsellik yaratıyordu.

İphone 4 Neler İçeriyordu?

Tasarım açısından bir kilometre taşı olarak kabul edilen cihaz donanımsal konuda da gerçekten kendisine yenilikler eklemesini bilerek kullanıcılarını tatmin etmiş bir isim olarak piyasada yerini almış bir cihazdı. Mesela 256 MB RAM desteğini tam olarak 512 MB şeklinde güncellemişti Apple. Bunun yanında işlemcisinde yer alan 600 MHz hızı, 1GHz olarak güncellenmişti.

Tabii İphone 4’ün ilk ön kamera sahibi model olma gibi bir özelliği de vardı. LED Flaş destekli 5 Megapiksel arka kamera 720 p kalitesinde görüntü kaydı oluşturuyorken, ön kamerada ise durum 480 p şeklindeydi. Markette İphone 4’ün 8 GB, 16 GB ve 64 GB olmak üzere geniş depolama seçenekleri açısından opsiyonel olan bir listesi çıkarıldı.

İphone 4S

İphone 4S’in bir önceki modelinden farkı aslında tasarım odaklı değil, daha çok teknik konulardaki ayrıntılarla olmuştu. Mesela Siri asistanı tam bu zaman devreye sokulmuştu ve donanımsal açıdan en büyük olan farklılık da bu modelde yapılmıştı: çift çekirdekli A5 işlemci, cihazın performans açısından gücünü sağlıyordu.

Cihaz yine 512 MB RAM’e sahipti ve yine aynı işlemci mimarisi üzerine üretilmişti. Bunun yanında 1GHz hızı da aynı kalmıştı. Fakat görüntü kalitesinin artması ile birlikte görüntünün işlenmesi açısından daha fazla güç talep eden cihaza sunulan güç desteği çift çekirdekli işlemci ile sağlanmıştı.

Kamera açısından da gelişimler kaydeden İphone 4S ile artık HDR çekimi yapılabiliyordu ve ana kamera da artık 8 Megapiksellik çekim kalitesine sahipti. Aynı zamanda video kaydında da artık FULL HD kayıt yapılabiliyordu.

İphone 5

Tasarım konusunda herkes tarafından ilk başta yadırganan cihaz, zamanla göze daha aşina bir şekilde gelmişti. İphone 4S ile kıyaslandığı zaman daha hafif ve daha ince bir tasarım bu sefer Apple tarafından sunulmuştu. Özellikle de ince uzun bir görüntü kazanan cihaz, 4 inç ekran boyutuna ulaşmıştı ve 640 x 1135 piksel şeklinde çözünürlük sunuyordu. PPI değerinde ise herhangi bir şekilde artış sağlanmamıştı.

İphone 5’te tabii ki sadece tasarım konusunda değişim olmadı. İşlemci burada 1.3 GHz hızına ulaştı mesela ve A5 yerine aynı mimari ile üretilmiş olan A6 cihazda kullanıldı. Başarılı bir oyun deneyimi açısından kendisini tam teşekküllü hazırlamış olan cihaz RAM kapasitesi olarak da 1 GB boyutunu benimsemişti. Grafik işlemcisini de ilk defa yenileyen firma, PowerVR SGX 543MP3 grafik işlemcisi ile birlikte performansını arttırdı.

Kamera çekim deneyimini geliştirmek amacı ile birlikte 8 Megapiksel çekim kalitesini sabit tutan ama farklı lens özellikleri ile birlikte gelen İphone 5 ön kameradaki tercihini 1.2 Megapiksel şeklinde yenilemişti.

İphone 5S

20 Eylül 2013 tarihli çıkışını veren İphone 5S, ‘’S’’ serilerinde geleneksel olarak yapmış olduğu gibi burada da tabii ki kamera özelliklerinde ve işlemcisinde değişiklik yaptı. Mesela dünyadaki ilk 64 bit şeklinde üretilmiş olan A7 işlemcisini içinde barındırıyordu 5S modeli. Bunun yanında OpenGL ES 3.0 destekli olan yeni grafik işlemcisi de son derece yüksek performans sağlıyordu.

Kamera çekim kalitesi adına da harika yenilikler getirmiş olan Apple, buradaki diyafram değerini f2.4 değerinden f2.2’ye düşürerek, 8 Megapiksel çözünürlük vaat eden iSight kamerası ile birlikte pazarda yerini almıştı.

Ve tabii ki döneminin en önemli teknolojilerinden bir tanesi olan parmak izi okuyucu kilit ekranına sahip olma durumu İphone 5S modeli ile birlikte giriş yapmıştı.

İphone 5C

2013 tarihinin 20 Eylül gününde daha uygun fiyatlı model olarak gösterilmiş olan İphone 5C çıkmıştı sahneye. Tasarım olarak daha renkli bir tercih yapmıştı Apple. Donanımsal özellikleri açısından baktığınız zamanda da bir nevi İphone 5 vardı karşımızda.

Düşünülenden çok daha az satış yapan Apple ürünün başarısından pek de memnun değildir diyebiliriz. Tabii cihazın tasarımı ile birlikte ilk başta ilgi kazandığını söylemekte de fayda var. Nitekim İphone 5C tasarımı ile birlikte darbelere daha dayanıklı sertleştirilmiş polikarbon kullanmıştı ve İphone 5’e göre daha kalın ve daha ağır bir telefon olarak pazarda yerini almıştı.

İphone 6

Radikal değişikliliklerin olduğu dönüm noktası olan İphone 6, 9 Eylül 2014 tarihinde tanıtılmıştı. Hem tasarım açısından hem de donanım açısından gerçekten de Apple adeta bir dönüm noktası ile birlikte karşımızda yerini almıştı. Tek el kullanımını düşünerek daha ergonomik bir tasarım yapan Apple, İphone 6 ile birlikte 4.7 inç ekran boyutuna ulaşmıştı. Bunun yanında NFC teknolojisinin gelmesi ve tabii ki yeni nesil işlemci, cihaz için en büyük yenilikler olarak yerini almışlardı.

4.7 inç ekran boyutundaki Retina HD ekran, çok daha fazla piksel sayısına eşitti ve 1334 x 750 çözünürlüğündeydi.

Kamerasındaki yeniliklerle ile birlikte de oldukça başarılı çekim kalitesi sunan İphone 6, 8 MP çözünürlük vaat ediyordu. Bunun yanında diyafram ayarı çok başarılıydı ve f/2.2 şeklinde belirlenmişti. 30 ve 60 fps hızındaki Full HD video çekim kalitesi ve panaromik çekim kalitesindeki artış, cihazın özellikle fotoğraf meraklıları açısından en değerli buldukları konulardan birkaç tanesi olmuşlardı.

Tasarım söz konusu olduğu zamanda da inceliği ve zarifliği ön plana çıkmıştı cihazın. Ve tabii ki bilinen o sert dönüm noktalarına sahip olan klasik İphone tasarımın dışında yumuşak geçişlere sahip olmasını da unutmamak gerekiyor. Bir önceki modeline göre 0.7 mm daha ince olan cihaz, 6.9 mm kalınlık sahibiydi.

Donanımsal açıdan cihazı incelemeye başlamış olduğumuz zaman ise 1.4 GHz hızındaki çift çekirdekli olan ve tabii ki 64 bit destekli olan A8 işlemci kullanılmıştı. Bununla birlikte grafik sorunlarının önüne geçebilmek ve daha yüksek performans vaat edebilmek için PowerVR GX6650 GPU kullanmayı da ihmal etmemişti Apple cihazında. RAM boyutunda ise herhangi bir şekilde artış düşünülmemişti 1 GB sabitlenmişti.

Tabii ki bununla kalmamıştı Apple. En önemli özelliklerinden bir tanesi olarak Wi-Fi kullanım hızını yaklaşık olarak 3 kat arttıran 20 bant içerikli LTE özelliğini de aktif olarak sunmuştu.

İphone 6 Plus

İphone 6 ile birlikte 9 Eylül 2014 tarihinde yer bulan İphone 6 Plus, ‘’büyük ekran’’ ilkesini kendisine adeta bir nevi ‘’motto’’ ilan etmiş ve kullanım hizmetini bunun üzerine inşa etmişti. Teknik ve donanım özellikleri açısından zaten her iki cihaz da gerçekten çok büyük benzerlikler içeriyor ve büyük oranlarda da kesişiyorlardı.

Ekran konusunda en büyük far göze çarpıyordu ikisi arasındaki fark olarak söylemek gerekirse. İphone 6 Plus’ın 5.5 inç ekran boyutu Full HD olarak sunulmuştu. Tabii ekran konusundaki tek artısı bu değildi Plus modelinin. Aynı zamanda da daha fazla piksel sunan ekranın, inç başına piksek oranı 401 şeklinde.

İphone 6S Ve İphone 6S Plus

İphone 6 ailesinin performans özelliklerinin geliştirilmiş versiyonu olan ‘’S’’ serisi, çok farklı yeniliklerle gelmişti ve donanımsal açıdan da oldukça zenginlik içeriyordu.

Ekran boyutu altıncı nesil cihazlarla aynı şekilde tutulmuştu. İphone 6S, bir önceki modeli ile birlikte aynı oranı koruyordu ve 4.7 inç ekran boyutuna sahipti. Plus modeli de bir önceki modeldeki gibi 5.5 inç olarak karşımızdaydı. İphone 6S ailesinin ekran konusunda bir önceki modeli ile tamamen benzerlik içerisinde olduğunu söyleyebiliriz. Fakat 3D Touch bu modele bir yenilik eklemişti ki burun farkı ile değil boy farkı açısından önemli bir fark noktasıydı burası. 3D Touch neydi hemen kısaca değinelim: ekrana basma şiddetinize göre cihaz uygulamaya giriş yapma ya da uygulamanın daha derin fonksiyonlarına tek bir ‘’tık’’ ile giriş yapma hizmeti sunuyordu.

Donanımsal açıdan da gerçekten S seri modelleri göz dolduran ihtişamları ile sahnedeydi. A9 işlemcisi ile birlikte kendisine yer bulan İphone 6S ve Plus, 1.84 GHz hızındaki bu güç odağı ile birlikte oyun performansını maksimize ediyordu. Özellikle oyun severlere ve cihazında oyun oynamayı isteyenlere müjde gibi bir haberdi ki grafik işlemcisi 4 değil tam tamına 6 çekirdekli yapıdaydı! Tabii ki RAM boyutunun da 2 GB olması, cihazın en önemli özelliklerinden bir tanesi olmuştu.

Kamera açısından döneminin rakipleri gerçekten de çok büyük atılımlar gerçekleştirmişlerdi. Bu yüzden Apple’dan da aynı şekilde bir atılım ve bir yenilik bekliyordu herkes. Bu yeniliği 12 MP arka kamera ve 5 MP ön kamera ile birlikte yapmışlardı.

İphone SE

Klasik İphone tasarımı sevdalısı olan kullanıcılara yönelik olarak tasarımla pazara giriş yapan Apple, İphone SE modeli ile birlikte bunu sağladı. 4 inç ekran boyutuna karşı hatır gönül ilişkisi besleyen tüm kullanıcıların ilgisini çekmiş olan bu cihaz, özellikle de donanımsal açıdan 6S’e olan benzerliği ile birlikte göz dolduruyordu.

Donanımsal açıdan 2 GM RAM, A9 işlemci içeren SE modeli, 6S ile kardeş gibilerdi. 12 MP değerindeki arka kamera ve 1.2 MP değerindeki ön kamera sahibi olan İphone SE modeli, kamera çekim kalitesi açısından da hiç fena değildi. Her kullanıcıyı tatmin edebilecek düzeyde olan bir cihaz şeklinde pazarda yerini almıştı.

Oyun performansını önemli ölçüde etkileyecek olan detaylara sahip olan İphone SE, özellikle de İphone 5S’e kıyaslandığında iki kat daha hızlı olan CPU değeri ile birlikte ve üç kat daha hızlı olan GPU değeri ile birlikte, performansını doruklarda sunuyordu.

Cihazın içinde yer almakta olan altıncı nesil modellerde bulunan Wİ-Fi bağlantı hızını arttıran bant LTE teknolojisi burada da yer alıyor fakat altıncı nesil modellerin şahsına münhasır olan 3D Touch özelliğine maalesef cihazda yer verilmemiş.

İphone 7 ve İphone 7 Plus

Kasa tasarımını İphone 6’dan sonra pek de değiştirmeyen Apple, yedinci nesil modelleri ile birlikte de bunu korumayı sürdürdü. Gerçekten de arkadan özellikle baktığımız zaman cihazın İphone 7 olduğunu değil de 6 olduğunu söyleseler, ayırtına varamazsınız. Fakat donanımsal açıdan tabii ki yeniliklerin olduğu cihazlar, ilklere de sahne oldular. Mesela işlemci adına ilk defa 4 çekirdekli kullanım tercih edildi.

İşlemcinin yanında İphone 7 modellerinin suya olan dayanıklılıkları çok önemli özelliklerinden bir tanesidir. İçerisindeki IP67 sertifikası ile suya karşı korumasını sağlayan cihazlar, 1 metre derinlikteki su basıncına 30 dakika direnecek yeterlilikteydi.

İphone 7 modellerinin en dikkat çekici özelliklerinden olan 4 çekirdekli Apple 10 Fusion işlemcisi, 16 nm üretim teknolojisi ile birlikte üretilerek, 2.4 GHz hızındaki çalışma kapasitesine erişmeye müsait bir şekilde oluşturulmuştu. Bu gerçekten de CPU değerleri açısından %40, GPU değerleri açısından da en az %50 daha güçlü değerler demekti.

İphone 7 Plus ve 7’nin arasındaki en büyük farklardan bir tanesi kesinlikle RAM detayı oldu. Plus modelindeki 3 GM RAM, standart modelinde 2 GB şeklinde belirlendi.

Kamera açısındaki gelişimleri de bünyesine kabul etmiş olan İphone 7 ve Plus, 12 MP çözünürlük vaat etmekte olan arka kameraya sahip. Fakat kamera sensöründeki iyileştirmeler, dört LED destekli olan True Tone Flash özelliği çekim kalitesi açısından ve renk detaylarını algılama açısından oldukça önemli yenilikler olmuşlardı. Diyafram açıklığında f/1.8 değerlerine güncellenmiş olan cihazlar, lenslerindeki iyileştirmeler ile de gündeme gelmişlerdi. Aynı şekilde ön kamerada yer alan 7 MP selfie kamerasının da son derece başarılı özelliklere sahip olduklarını da görmüştük.

İphone 7 Plus için kamera özelliklerine dair ayrı bir özellik daha vardı. Çift kamera ile birlikte yerini almış olan cihaz, x2 optik zoom ile birlikte daha makro çekimler ve daha derin çekimler yapma imkanı tanıyordu.

İphone 8

Standart bir tasarım modeli sunumu ile birlikte İphone 6’dan itibaren aynı şekilde devam eden görüntüsünü hiç bozmadan devam ettiren Apple’ın, döneminin çerçevesiz ekran magazinine ayak uyduracağı beklerken, hiç de öyle olmadı ve Apple yine bizlere İphone 6’dan itibaren gelen belirli ölçülerini, görüntüsünü sundu. Yani İphone 8 yine karşımıza 4.7 inç ekran boyutunda çıkıvermişti.

Tasarım konusunda da çok odak noktayı buraya sürüklemedikleri belli oluyor. Ancak yine de kasanın güçlendirilmiş çelik+cam ile kaplanmış olması, hem sağlamlık açısından hem de görüntü açısından azımsanmayacak derecede farklılık yaratmıştı.

İphone’un yedinci nesil cihazlarında da olduğu gibi İphone 8 içerisinde de İP68 sertifikası ile birlikte suya, toza karşı dayanıklılık da sağlanmıştı.

Donanım açısından çok daha göze çarpan detaylar ise cihazın içerisinde yerini almış durumda. Özellikle Apple 11 Bionic işlemcisi bu konudaki en önemli atılımlardan bir tanesi olmuştu. Yenilenmiş bir işlemci ile birlikte hem güç tasarrufu konusunda önemli detaylar sağlanmıştı hem de 2 kat daha yüksek performansı öngörmüştü Apple.

Cihazın RAM tarafına göz attığımız zamanda da pek bir değişimin olmadığını görmüş, 2 GB boyutun sabit bırakıldığına şahit olmuştuk.

İphone 8’de beklenen kamera atılımı ise hepimizi hayal kırıklığına uğratarak yapılmamıştı ve yine 12 Megapiksel olan çözünürlük detayı aynı şekilde bırakılmıştı.

Fakat fotoğraf çekiminden çok cihazın kamerasının video çekimleri şahaneydi. Özellikle 4 K çekimde 60 FPS, 1080 Piksel çekimde 240 FPS çekim yapabilme imkanı, sanırım cihazın en önemli özelliği olmuştu. Ön kamera konusunda konuşmak gerekirse, Apple yine 7 MP kamera tercihinden yana olmuştu.

İphone 8 Plus

İphone 8 modeli ve Plus modeli ile birlikte tasarımdaki cam detayı yeniden o standart İphone 4 tasarımını bizlere hatırlatır olmuştu. Nitekim Plus modelinde de bu tasarım detayı hem sağlamlık açısından daha üst düzeye çıkarılmıştı hem de görüntü açısından önceki nesil cihazlardan daha şık bir görüntü sunuyordu.

İphone 8 Plus’ta yer verilmiş olan Apple A11 Bionic işlemcisi tam 6 çekirdekli olması ile birlikte cihaza güç veren adeta bir kaynak görevi görmüştü. 4 tanesi düşük 2 tanesi ise yüksek performans odaklı çalışan işlemci, Mistral ve Monsoon olmak üzere iki farklı kola ayrılmıştı.

Ekran boyutu İphone 8 Plus ile birlikte 5.5 inç şeklinde belirlenmişti ve Retina HD ekran işlenmişti. 3D Touch teknolojisiyle birlikte kullanım pratikliğini sürdüren Apple, yüksek renk skalası ile bir arada ekranın son derece canlı görünmesini sağlıyordu. Her ne kadar ekranda çözünürlük olarak ve ppi değeri olarak bir değişime gitmemiş olsa da Apple, İphone 8 Plus modeli ile birlikte son derece canlı bir ekran görüntüsü sunmuştu.

Kamera detayı tıpkı İphone 7 Plus modeli gibi devam etmişti İphone 8 Plus modelinde de. 12 Megapiksel değerinde olan iki adet kameraya ortam sağlayan model, 4K çözünürlüğünde 60 FPS çekim imkanı sağlıyordu.

Donanım açısından 3 GB RAM boyutunda bir alan sunmuş olan cihaz, 64 GB ve 256 GB depolama alanını kullanıcılarına açmıştı.

İphone X

Apple’ın 10. Yılına özel çıkarmış olduğu model olan İphone X çıktığı tarih itibari ile birlikte en çok dikkat çeken özelliği tasarım konusundaki değişiklilik ile sağlamıştı. Nitekim özel bir üretim olan İphone X, tasarım konusunda gerçekten de çok farklı bir model olmuştu.

Çerçevesiz ekran modeline İphone 8 ile giriş yapması beklenen Apple’ın tercihi İphone X ile birlikte olmuştu. Aynı zamanda kamera özellikleri açısından da son derece farklı detayları üzerinde barındıran cihaz, TrueDepth adlı kamera sistemi ile birlikte çıkışını vermişti. Işık projektörü, nokta projektörü, yakınlık algılama sensörü, ortam ışığı algılama sensörü, mikrofon, hoparlörle bir arada bulunan 7 MP ön kamera bu sistemin kısaca içermiş olduğu özellikler olmuştu.

Boyutunu 5.8 inç olarak belirleyen 1125x2436 piksel çözünürlüğüne sahip olan Super Retina HD ekran, tıpkı sekizinci nesil cihazlarında olduğu gibi True Tone Display özelliği ile birlikte gelmişti. PPİ değeri olarak 458’in belirlenmiş olduğu ekran hem çok canlı hem de oldukça parlak, yüksek çözünürlüklü görünüyordu. Tabii ki 3D Touch özelliği de cihazda unutulmayanlar arasındaydı.

Cihazın donanımsal açıdan detaylarına baktığımız zamanda da Apple 11 Bionic işlemcisinin yerini almış olduğunu görmüştük. Oldukça başarılı, güçlü olan bir işlemci olan Apple 11 Bionic, İphone X’in de üst düzey performans sağlayan bir 6 çekirdek sahibi bir işlemci olmuştu. 3 GB RAM ile birlikte de bu donanımsal gücünü desteklemiş olan Apple, oyun performansı isteyenlere harika bir deneyim yaşatmıştı.

Arka kamera açısından İphone X kendi ürünlerine değil de rakip firmanın Galaxt Note 8 modelinin kamerasına benziyordu ve İphone X de çift OIS desteği ile birlikte, 12 Megapiksel olarak yerini almıştı. Video kaydına baktığımız zamanda sekizinci nesillerde yer almış olduğu gibi 4K çözünürlükte 60 FPS, 1080 piksel çözünürlükte ise 240 FPS çekim imkanı sunuyordu.

İphone XS

Apple’ın 10. Yılına özel olarak üretmiş olduğu İphone X modelinin daha gelişmiş versiyonu olan İphone XS, firma tarafından Gather Round etkinliği içerisinde tanıtıldı.

Cihazın ekran boyutu ile başlayalım. Benzer tasarım ve boyut çizgisinden uzaklaşmamış olan Apple bu modelinde de 5.8 inç ekran boyutunu ve 1125x2436 piksel çözünürlüğü tercih etmiş durumda. İnç başına düşen piksel sayısını da 458 olarak ele almış olan Apple, İphone XS içerisinde de OLED ekran ile birlikte ve yine benzer teknolojiler olan True Tone Dipslay, 3D Touch gibi özelliklerle çıkış vermişti.

Cihaz gücünü A12 Bionic işlemcisinden alıyor ve 7nm mimarisine sahip olan ilk akıllı telefon payesini de ele geçiriyor.

Performans açısından cihazın özelliklerine bakmaya devam edersek eğer, A11’e kıyasla yüzde 50 artış sağlanmış durumda cihaz içerisinde. Nitekim RAM boyutunun da 4 GB olarak belirlenmiş olması ile birlikte cihazın gerçekten de çok güçlü oyun performansını sağlayacağı aşikar.

Apple İphone XS modelinde de 12 Megapiksel çözünürlükte olan çift kamera sistemi ile bir arada çıkışını vermişti. Bu çift kamera sistemlerinden bir tanesi geniş açı olarak yer alırken bir diğeri telephoto şeklinde yerini almıştı. Ancak her iki kameranın ortak noktası OIS desteği olmuştu.

Ön kamera ile ilgilendiğimiz vakit ise çok büyük bir geliştirmenin olmadığını anlayabiliyoruz. 7 Megapiksellik tercihi ile yoluna devam eden Apple, en büyük değişikliği cihazında kullanmış olduğu Porte Modu ile vermiş durumda. Hatta çıkışını bu şekilde vermiş olduğu zaman cihazın bir profesyonel kamera ile birlikte yarışabileceği iddia ediliyordu.

İphone XS Max

Donanımsal açıdan ve tasarım açısından İphone XS’ten gözle görülür ölçüde farklılıklar yaşamış olan İphone XS Max, A12 Bionic işlemcisinden gücünü alıyor. 6 çekirdekli olan işlemcinin 4 çekirdeğini kapsayan Tempest ve 2 çekirdeğini kapsamış olan Vortex yer alıyor.

Donanım konusundaki tercihini 4 GB RAM ile birlikte destekleyen cihaz, performans konusunda oldukça başarılı bir çizgide ilerlemişti.

Gel gelelim cihazın ekran özelliklerinin farkına ve detaylarına. XS Max modeli, 6.5 inç ekran boyutuna ve OLED ekran paneline sahip olarak gelirken, 1242x2688 ekran çözünürlüğü ile birlikte dikkat çekiyordu. İnç başına belirlenmiş olan 458 piksel yoğunluğu, yine 3D Touch ve True Tone gibi teknolojilerle birlikte canlı bir görsellik kazandırıyordu ekrana.

İphone XR

Apple’ın son olarak takdim etmiş olduğu cihazlarından olan İphone XR, uygun fiyatlı şeklinde çıkarmış olduğu cihaz şeklinde kendisine pazarlarda yer bulmuştu. 749 Dolarlık olan bir fiyat etiketi ile bir arada kendisine yer bulmuştu.

2017 yılında Touch ID ile bir arada İphone X ürününü ortaya çıkarmış olan Apple, artık bunun yerine Face ID’ye geçiş yaptı bu modeli ile birlikte.

Tabii cihaz tasarım anlamında her ne kadar temel çizgiyi korumuş olsa da, kendisinin farklı bir ürün olduğunu en güzel şekilde gösterecek şekildeki farklılıkları da şart koşmuş durumda. Nitekim alüminyum kasanın cihazda kullanılmış olması oldukça dikkat çekici bir özellik oluyor.

Hemen donanımsal açıdan da özelliklerini masaya yatırmak isteriz cihazın. İnç başına düşen piksel sayısını 326 olarak belirleyen Apple, 828x1792 çözünürlüğünde olan bir ekran tercihi ile karşımıza çıkmıştı. Ayrıca ekranın OLED ekran tercihi yerine Liquid LCD ekran panelini tercih ediyor olması, True Tona, Wide Color Gamut gibi teknoloji destekleri ile ekranın tamamen destekleniyor olması da, XR modelinin farkını gösteriyor.

İşlemci olarak baktığımız zaman A12 Bionic’ten gücünü alan cihazda 3 GB boyutunda RAM ayrılmış durumda.

Tek kamera ile gelen İphone XR’de 12 Megapiksel çözünürlüğündeki arka kamera dikkat çekerken bu kamera ile birlikte 4K 40 FPS video kaydı alabiliyorsunuz. Ön kamerada da 7 Megapiksel kameraya ev sahipliği yapan XR, bu kamera ile birlikte de 1080 piksel 60 FPS video çekim imkanı sunuyor.

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2019, 11:04
YORUM EKLE